44 derecede ölümüne çalışma: Ekmek 7 lira, gözüme uyku girmiyor

Meteoroloji, uzmanlar art arda uyarıyor, ‘sıcakların en yoğun olduğu bugünlerde dışarı çıkmayın’ diyor. Hava sıcaklıklarının 44 derece ile mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Aydın’ın İncirliova ilçesinde, belediyenin hoparlör sisteminden sürekli ‘sıcağa çıkmayın’ anonsları yapılıyor.

Ama onların, yani çiftçilerin ve tarım işçilerinin bu uyarılara uyma lüksü yok. Ürün para etmezse de, günlük yevmiyeler az gelse de üretmek zorundalar. Eğer çiftçi üretici tarlaya gitmezse ürün tarlada kalacak.

İşçi çalışmazsa aç kalacak. Bu nedenle 44 derece sıcağa rağmen tarlada domates, biber, çilek toplanıyor. Pamuk çapalanıyor. Sürekli artan girdi fiyatlarına rağmen ürünü gereken değeri görmeyen üretici de, zor şartlarda çalışan tarım işçileri de yaşamlarından memnun değil.

“ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ, YOKSA AÇ KALIRIZ”

SÖZCÜ muhabirine aşırı sıcaklara kalmamak için sabah saat 04.00’de işbaşı yaptıklarını söyleyen tarım işçileri, “Güneşin altında, bu sıcaklarda baygınlık geçiriyoruz, tansiyondan öleceğiz diye korkuyoruz. Ekmek parası için, çoluk çocuğumuzun karnını doyurmak için çalışıyoruz. Çalışmak zorundayız. Belediye günde kaç defa anons ediyor, sıcağa çıkmayın diye. Nasıl çıkmayalım, nasıl çalışmayalım, çalışmazsak aç kalacağız. Geçim sıkıntısı yaşıyoruz. Onun için herkes yatağında iken biz tarlaya gelip çalışıyoruz. Hırsızlık yapmak istemiyorsak, çocuklarımıza helal kazanç götürmek istiyorsak çalışmak zorundayız. Her gün her şeye zam geliyor, bir tek bizim yevmiyelerimize zam gelmiyor. Aldığımız para bir pazar masrafına yetmiyor. Bir torba un için üç gün çalışmak zorundayız” dedi.

“GÖZÜME UYKU GİRMİYOR”

Evdeki 6 çocuğu için çalışmak zorunda olduğunu söyleyen kadın tarım işçisi, “44 derece sıcakta çalıştıktan sonra eve gidiyoruz. Çoğu zaman bu yorgunlukla kara kara düşünmekten uyuyamıyoruz. Bir emek olmuş 7 lira. Bu çocukları nasıl bir gelecek sağlayacağız. Bu çocuklar yarın nasıl yaşayacak, onların sonu ne olacak diye düşünüyoruz” derken, bir başkası ise eşinin kanser hastası olduğunu belirterek, “Üç çocuğum var, 5-6 yıldır eşim hasta. Sadece ben çalışmak zorundayım. Çalışmazsam hepimiz aç kalacağız. İktidara oy verdik. Karşılığını böyle alıyoruz. Bu kadar yorgunluktan sonra günün geri kalanında iş çıkarsa yine çalışmaya gideceğiz. Çünkü aldığımız yevmiye bir pazar parasına yetmiyor” dedi.

 “NE ÜRETİCİ NE TARIM İŞÇİSİ MEMNUN”

İncirliova Ziraat Odası Başkanı Oğuzhan Ülgüdür, pandemide çiftçinin tarımın üretimin öneminin çok anlaşıldığını, ancak ülkemizde her şeyin çok kolay unutulduğunu belirterek günümüzde ne üretici ne de tarım işçisinin yaşamından memnun olduğunu söyledi.

Ülgüdür, “Çiftçi şu anda sahipsiz. İlaç, gübre,mazot, sulama, işçi maliyetleri yüzde 200 arttı. Aşırı sıcaklar yüzünden ürünlerde yüzde 50’ye varan kayıp var. Biz tüm bunlara rağmen, 44 derecenin altında üretmeye devam ediyoruz. Ama karşılığını alamıyoruz. Bu tarlada hasat edilen domates 2 liradan yola çıkıyor, ama pazarda 15-20 liradan satılıyor. Bu koşullarda çiftçilerin devam etmesi mümkün değil. Çiftçilik yapan kalmayacak. Çocuklarımız bizim halimizi gördüğü için çiftçilik yapmak istemiyor. Bu sadece bizim sorunumuz değil, ülkenin sorunu. Çiftçinin önemsenmesi, tarım, Bağkur primlerinin düşürülmesi, tarım işçi sigortalarının ise devreye girmesi gerekiyor. Desteklemeler günümüz ekonomik şartlarında çok gülünç rakamlarda kaldı. Acilen revize edilmesi gerekiyor. Örneğin zeytinyağı beş yıldır 80 kuruş, pamuk 1 lira 60 kuruş bu rakamlar çok komik değil mi?” diye sordu.

“ÇİFTÇİ SÜREKLİ ZARARDA”

Son iki yıldır çiftçinin çok sıkıntı yaşadığını, pamuk, bezelye, buğday ekiminden darbe yediğini belirten üretici Murat Cenger, “Mazot, gübre, işçi, sulama, yer icarları ile çiftçi sürekli zararda. En sonunda bırakmaya yönelecek. Üretim olmadığı zaman 13 milyon çiftçi ve sektör çalışanı ortada kalacak. Hükümetten çiftçinin emeğinin hakkının verilmesini istiyoruz. Kaç yıldır meclise geliyor ama her defasında ertelenen ‘tarım sektöründe çalışanların sigortası’ sorununun çözülmesi gerekir. Eğer sigorta yoksa kimse gelmek istemiyor. Biraz devlet, biraz da çiftçiler destek vermezse sektörde çalışacak eleman bulamayacağız. Bazı ürünlerde makineli hasat yapılabiliyor, ama incir, erik, mandalina gibi bazı ürünlerin hasadında ise insan emeğine ihtiyaç var. Çiftçinin ise dayanacak gücü kalmadı. Bugün domatesin kilosu  bir lira 80 kuruşa gidiyor. Bir bardak çay 7 lira, yarım litre su öyle. Biz üç kilogram domates satıp ancak bir çay içebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir