İsrail ve Yunanistan, Ege Denizi ve Kıbrıs üzerinde kapsamlı bir strateji geliştirdi. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Gantz’ın liderliğindeki Kahol Lavan partisi, Yunan adalarını sığınak olarak kullanmak için bir plan oluşturdu. Bu plan çerçevesinde, Yahudi Ulusal Fonu’ndan (JNF) ayrılacak fonlarla 40 Yunan adası, 40-50 yıllık süreyle kiralanacak veya satın alınacak.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğrul, bu girişimin yalnızca Yunan adalarıyla sınırlı olmadığını, asıl hedefin Kıbrıs Adası olduğunu vurguladı. Ertuğrul, durumu “1900’lerin başındaki Filistin işgali projesinin tekrarı” ve “hasta zihniyetin yeni bir yansıması” olarak tanımladı. “Ne Kuzey Kıbrıs ne de Türkiye böyle bir duruma göz yummayacaktır. İsrail’in adalara yerleşmesi, açık bir savaş sebebidir” dedi.
İsrail’in Ege’ye yerleşme gerekçesi olarak, kendisine yönelik olası tehditleri öne sürdüğünü ifade eden Ertuğrul, bu durumun “yayılmacı zihniyetin yeni ve kirli bir hamlesi” olduğunu belirtti. Türkiye’nin, uluslararası hukuk çerçevesinde kesin müdahale hakkının doğacağını söyleyen Ertuğrul, İsrail ve Yunanistan’ın Ege’den Kıbrıs’a ulaşan bir “Demir Kubbe” hattı kurma amacı taşıdığını ileri sürdü.
Emekli Deniz Albayı Prof. Dr. Celalettin Yavuz, Yunanistan’ın 1960’lı yıllardan bu yana Lozan Antlaşması’nın askerden arındırma şartına rağmen adaları silahlandırmaya devam ettiğini hatırlattı. Türkiye’nin bölgede 152 tartışmalı ada ve adacık konusunda itirazları olduğunu aktaran Yavuz, “Şu an bölgede üç amfibi tugayımız ve Çanakkale’de bir kolordumuz mevcut. Ege’de en küçük bir askeri hareketliliğe bile tahammülümüz yok. Yahudilerin Ege’ye yönelik hevesi, Yunanistan’ın Megali İdea’sı ile benzerlik gösteriyor” dedi.
Yunanistan’ın NATO ve AB’den umudunu kestiğini ve tek güvenilir güç olarak İsrail’i gördüğünü belirten Yavuz, bölgeye bir “Çelik Kubbe” inşa etme planının olduğunu ifade etti. Ayrıca, Türkiye’nin F-16 ve F-35 tedarikindeki engellemelerin arkasında Yahudi lobisinin etkisi olduğunu öne sürdü.
Emekli Türk Generali İbrahim Büyükbaş, Ege’nin Türkiye için yalnızca bir deniz olmadığını, burada demografik ve mülkiyet temelli yeni bir oyunun kurulduğunu belirtti. Büyükbaş, “İsrail’in bugün ‘sığınak’ olarak girdiği yer yarın büyük bir istihbarat üssü ve Filistin benzeri bir işgal garnizonu haline gelebilir. Tarih, Yahudi refleksinin toprak satın almanın işgal haritası çizmek olduğunu bizlere acı bir şekilde öğretti” dedi.
Büyükbaş, Türkiye’nin Ege adalarındaki mülkiyet hareketlerini yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Adaların statüsünü bozacak her türlü eyleme, askeri güç kullanımı dahil, operatif karşılık verilmelidir. Sessiz ve sinsi bir şekilde ilerleyen bu tehdidin mutlaka bertaraf edilmesi gerekiyor” dedi.

