Güney Amerika’nın kuzey kıyısında yer alan Surinam, madencilik sektörünü canlandıracak yüksek tenörlü bir altın rezervi keşfetti. Ülkenin Maria Geralda bölgesindeki sondaj çalışmaları, 22,5 metrelik bir kesitte ton başına 11,88 gram altın bulunduğunu ortaya koydu.
Surinam’da madencilik faaliyetleri yürüten Founders Metals, Antino bölgesindeki Maria Geralda alanında gerçekleştirdiği sondajlar sonucunda yüksek tenörlü altın varlığını duyurdu. Teknik analizler, bu kesitte ton başına 11,88 gram altın değerine ulaşıldığını gösteriyor.
Jeologlar, Maria Geralda bölgesindeki bu yoğun altın varlığını, aynı yeşiltaş kuşağında bulunan nadir intrüzif ve makaslanmış sistemlerin bir kombinasyonu olarak tanımlıyor. 400 × 500 metrelik bir yüzey anomalisini kapsayan bölgede elde edilen veriler, yatağın fiziksel yapısına dair şu bilgileri sunuyor: Madencilik literatüründe 10 g/t üzerindeki değerler “yüksek tenör” olarak kabul edilirken, Maria Geralda’daki 11,88 g/t oranı da bu kategoriye giriyor. 22,5 metrelik damar genişliğinin, çıkarım işlemleri sırasında cevher seyreltmesini azaltarak mühendislik maliyetlerini düşürmesi bekleniyor. Alınan numunelerin %50’den fazlasında 0,1 g/t üzerinde altın konsantrasyonu tespit edildi.
Madencilik ve petrol gelirlerinin ülke ihracatının yaklaşık %90’ını oluşturduğu Surinam için bu yeni bulgu stratejik bir öneme sahip. Ortalama bir açık ocak madeninde tenör değerleri genellikle 2 g/t seviyelerinde olurken, Maria Geralda’daki yüksek oranlar projenin ekonomik verimliliğini artırıyor. Ancak bölgenin yıllık 4.000 milimetreyi aşan yağış miktarı ve tropikal iklim koşulları, lojistik ve altyapı kurulumu (yol, enerji hattı, tesis inşaatı) açısından zorluklar yaratıyor.
Founders Metals, 2025 yılı için sahanın devamlılığını test etmek amacıyla 60 kilometrelik bir sondaj programı bütçelemiş durumda. Mevcut numuneler, Paramaribo’daki laboratuvarlarda gravimetrik ve yangın deneyi (fire assay) yöntemleriyle incelenmeye devam ediyor. Projenin gelişim sürecinde yerel yönetimlerin ve toplulukların talepleri doğrultusunda şu adımların atılması planlanıyor: 2022’de belirlenen ulusal madencilik çerçevesine uyum sağlanması, Tapanahony ve Lawa bölgelerindeki yerli topluluklarla arazi erişimi konusunda görüşmeler yapılması, temel hidrolojik değerlendirmelerin gerçekleştirilmesi ve ekosistem üzerindeki etkilerin izlenmesi. Önümüzdeki iki yıllık keşif ve fizibilite süreci, yatağın ticari işletmeye geçiş takvimini netleştirecek.